Ben aşılara inanıyorum çünkü bilime inanıyorum

Karadeniz’in hırçın sesi, sahnede, sevenlerinin önünde hayata veda etti. Kuzeyin oğlu; Volkan Konak, 58 yaşında...

ben asilara guveniyorum habermeydan

Ben aşılara inanıyorum çünkü bilime inanıyorum

Daha ekim ayında, yine sahnede kalp krizi geçiren Metin Arolat’ı kaybetmiştik. O da gençti, 52 yaşındaydı.

Ve birkaç ay önce Vural Çelik; Avrupa Yakası’nın Kubilay’ı, 51 yaşındaydı.

Şimdi yine aynı sözler dönüyor…

Herkes birbirine fısıldıyor: “Aşılar mı?”

Baştan söyleyeyim.

Ben aşılara güveniyorum.

Ve yine hatırlatayım…

Covid döneminde bu aşıları olmasaydık, ölümler çok daha fazla olurdu.

Bu tartışma yeni değil.

Ne zaman bir sanatçı, bir sporcu, genç bir insan ani bir şekilde hayatını kaybetse, hemen aynı teori devreye giriyor.

“Aşı mı yaptı?”

Oysa ortada kocaman bir bilim var. Fulya Soybaş’ın köşesinde çok güzel özetlenmiş.

Bakın Prof. Dr. Bingür Sönmez diyor ki;

“Covid’in kendisi kalp krizlerini artırdı. Aşıların böyle bir etkisi yok.”

Prof. Dr. Cengiz Köksal, 46 milyon kişi üzerinde yapılan İngiltere araştırmasına dikkat çekiyor.

“Aşı olanlarda kalp damar hastalıklarından ölüm, olmayanlara göre daha az.”

Aşıların zararlı olduğuna dair tek bir bilimsel kanıt yok.

Ama hastalığın kendisinin kalp krizlerini artırdığı defalarca kanıtlandı.

Hatırlayın; unutmayın…

Çünkü unutkan bir çağda yaşıyoruz.

2020’yi hatırlayın… Hastanelerde nefes alamayan insanları; ambulans sırası bekleyen hastaları, yoğun bakımlarda günlerce yatıp çıkamayanları…

Bugün, o dönemde aşı için dua edenler bile şimdi “Aşılar öldürüyor” demeye başladı.

Ve biz, bu hafıza kaybıyla her seferinde aynı filmi izliyoruz.

Gerçekten sağlığımızı düşünüyorsak, asıl soruyu yanlış yerden soruyoruz.

Bir ülke düşünün…

Stres seviyesi tavan…

Sürekli değişen bir gündem…

Hareketsiz bir yaşam…

Düzensiz beslenme…

Bütün bunlar varken, hala suçu aşıya mı atacağız?

Kusura bakmayın ama…

Bu sadece bilimle değil, mantıkla da çelişiyor.

Ben aşılara inanıyorum.

Çünkü bilime inanıyorum.

Fazla duygusallar için

bu hayat daha mı zor

 

DEDEM Niyazi Paydar; akil bir adamdı. Ondan çok şey öğrendim. Öyle tavsiyeleri vardı ki kitap yazsan sığmazdı.

Bana derdi ki;

“Üzüntünü de sevincini de çok uzun yaşama. Üzüntünü uzun yaşarsan vücudun etkilenir hastalanırsın. Sevincini uzun yaşarsan hayatın gerçeğine dönüşün de zor olur.”

Volkan Konak’ın bir röportajını okudum.

Şöyle diyor;

“Haddinden fazla, abartılmış şekilde duygusalım. Gözyaşını seviyorum. Nemli gözlü olmaktan gurur duyuyorum. Uzun yolda ve geceleri çok ağlarım. Ağlamak, ruhumu terbiye eder. Kötü insanın gözyaşı yoktur, iyi insanın gözyaşı vardır. Kötü insan kurumuş ağaç gibidir. Gölgesi bile olmaz. Ben hep böyle yeşil, nemli olmayı seviyorum.”

Elbette Volkan Konak, vicdanlı insanların bu dünyada işinin zor olduğunu söylüyor.

Ama hayat işte duygusal insanları bu hayat yoruyor, üzüyor.

Volkan Konak nurlar içinde uyusun.

Bu vesileyle dedemi de hatırladım, o da nurlar içinde yatsın.

Exit mobile version